Ana sayfa Diaspora Haberleri Internasyonal Adığe Dili Sempozyumu tamamlandı.

Internasyonal Adığe Dili Sempozyumu tamamlandı.

tarafınfan adige

Çerkeslerin anadillerini öğrenebilmeleri ve konuşabilmeleri adına çözüm yollarının tartışıldığı “Internasyonal Adığe Dili Sempozyumu” tamamlandı.
Adığe Dil Derneği (ADDER)’nce düzenlenen  “Internasyonal Adığe Dili Sempozyumu” 22-23 Kasım tarihlerinde Bölme Hill Otel’de gerçekleştirildi. Sinevizyon gösterisiyle süregelen sempozyuma, Adığe dili ile ilgili emek harcamalar meydana getiren öğretim görevlileri ve bu alanda yoğunlaşan araştırmacılar katıldı.
Sempozyumun açılışında konuşan Dernek Başkan Yardımcısı Yılmaz Dönmez, başta Türkiye olmak suretiyle, hem anavatanlarında hem de Çerkeslerin yaşamış olduğu öteki ülkelerden Adığe dili üstüne uzmanlık meydana getiren fazlaca sayıda bilim insanını ve araştırmacının katıldığını söylemiş oldu.
Türkiye’deki Çerkeslerin anadillerini öğrenebilmeleri ve konuşabilmeleri adına çözüm yollarının tartışıldığı sempozyomda Çerkes-Fed Genel Başkanı Nusret Baş da oturum yöneticisi olarak vazife aldı.
Sempozyumun tamamlanmasından sonrasında hazırlanan netice bildirgesi şu şekilde:
ADIǴE DİL DERNEĞİ ULUSLARARASI 
DİL SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

Internasyonal Anadil Sempozyumu Adıǵe Dil Derneği ve Avrupa Birliği işbirliğiyle 22-23.11.2014 tarihlerinde İstanbul’da yapılmış oldu. Toplantıya Rusya Federasyonu (RF) Adıgey Cumhuriyeti (AC), Kaberdey-Balkar Cumhuriyeti (KBC), Ürdün, İsrail, Hollanda ve Türkiye’nin çeşitli illerinden 50 dolayında araştırmacı, yazar, dilbilim çalışanı ve dil dostları katıldı.
Uzun süreden beri görüşmek istemeyen dostları buluşturup görüştürmesi, toplantının en kolay yararlarından biri olmakla beraber aslolan en büyük yararı, sempozyumun tümüyle Adıǵece olarak yapılmış olması, herhangi bir dile herhangi bir tercüme yapılmamış olmasıdır. Bir sempozyumda onlarca tebliği anadiliyle sunabilen insanımızın olması, anadilimizi yok olmaktan koruyabileceğimiz mevzusunda katılanlara büyük ümit ve itimat verdi. Elbet anadilini hemen hemen unutmamış olanların üzerlerindeki büyük vazife ve sorumluluğu da ciddi halde akla getirdi.
Görüşmede her konuşmacının (hatta dinleyicilerin de sual ve katkılarıyla) anadil ve alfabe sorunlarımıza ilişkin görüş ve değerlendirmelerini özgürce yapabilmiş, paylaşmış olması da mühim kazanımlardan biri sayılmalıdır.
Görüşmede anadil ve alfabe sorunlarımıza ilişkin olarak somut olarak ortaya çıkan başlıca netice ve tespitler şu şekilde sıralanabilir:
1. Çerkes/Adıǵe nüfus barındıran tüm ülkelerde Adıǵece ciddi bir asimilasyon ve yok oluş tehdidiyle karşı karşıyadır. Bilhassa dünya Adıǵe nüfusunun %75’inden fazlasını barındıran Türkiye, asimilasyonun en yoğun olduğu ülkedir. 5000 kadar Adıǵe nüfus barındıran İsrail’de asimilasyon, yok denecek kadar azca olmakla beraber, orada da nüfus azlığı ve anadilin devlet işlerinde, ticari hayatta kullanılamaması benzer biçimde nedenlerle, anadilin geliştirilmesi, bir edebiyat üretilmesi mümkün olamamaktadır. Anavatan Çerkesya’da Adıǵece ikinci resmi dil olmakla beraber nüfus azlığı, ruhsal nedenler, alışkanlıklar ve ulusal şuur eksikliği benzer biçimde nedenlerle Adıǵece devlet dairelerinde kullanılamamaktadır. Anadilin, anadilde eğitim-öğretiminin geliştirilmesi bakımından bu ciddi bir sorundur. Diaspora ülkelerinden yapılacak grupsal/kitlesel dönüşler bu gereksinimi somut olarak ortaya çıkartabilecek ve çözüm üretilebilecektir.
2. Anavatan’da bu ve benzeri eksikliklere karşın ciddi bir edebiyat üretilmiş, dilbilim emekleri yapılmış, anadil eğitim şekilleri, vasıta ve gereçleri üretilebilmiştir ve tüm bunlar her fırsatta daha da geliştirilmeye çalışılmaktadır. Anavatandaki bu ve benzeri hak ve olanaklara karşın bilhassa kentlerde ciddi bir asimilasyon süreci yaşandığını da görmezden gelmemek gerekir.
3. Anadil, klasik olarak ailede öğrenilen dil olmakla beraber günümüz koşullarında aile, bilhassa anadil eğitimi açısından ciddi halde etkisizleşmiştir. Radyo, Tv, resimli periyodikler, web olanakları evin içinde de evlatları esir etmekte, onları aileden fazlaca kendi istedikleri benzer biçimde yönlendirmektedirler. Bilgili ailelerin kimi kısıtlar koyma çabaları da yeterince etkili olamamakta, çocuklar web ve kitle yazışma araçlarının güdümünden kurtulamamaktadırlar.
4. İnsanlık zamanı “barbarlık” olarak nitelenen “yok edebilme” değerinin hüner, üstünlük ve saygınlık sebebi sayıldığı dönemlerden geçmiş olmakla beraber bugün uygarlığın geldiği aşama, artık yok etme ve barbarlığın değil; İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ekseninde var etme, yeşertme, yaşatma, geliştirme benzer biçimde değerlerin hüner ve saygınlık sebebi haline geldiği bir döneme girmiştir.
Başka deyişle bugün artık demokrasi değerleri yüksek devletler ve milletler; kendi içindeki azınlıkları, azlıkları, zayıfları, güçsüzleri yok ederek değil, tam tersine onları koruyarak, yaşatarak, geliştirerek kıymet ve saygınlık kazanmaktadırlar. Ne var ki bu mevzuda İsrail birazcık değişik değerlendirilse dahi, Adıǵe nüfus barındıran nerede ise tüm ülkeler bu bakımdan üstlerine düşen görevleri layıkıyla yerine getirememektedirler.

5. Bu anlayışın ortaya çıkmasının en mühim sebeplerinden biri de kaybolan bir dilin ve kültürün yalnızca o dil ve kültürün sahipleri bakımından değil, hem de insanlık ve uygarlık bakımından da geri getirilemez ciddi bir yitik bulunduğunun anlaşılmış olmasındandır. Evet, herhangi bir dilin ve kültürün yok olması insanlık ve uygarlığın tekrar geri getirilemeyecek ortak kaybıdır. Devletler, ne kadar yaşatırlarsa o denli zenginlik ve saygınlık kazanırlar, ne kadar yok ederlerse yada umursamaz davranırlarsa da “barbar” olarak nitelenmelerine yeni bir önek ve kanıt vermiş olurlar.
6. Devletlerin bu mevzuda almaları ihtiyaç duyulan pek fazlaca tedbir vardır. Adı ne olursa olsun, anadil derslerinin çekici ve derslik geçmeye de etkili hale getirilmesi, ders saatlerinin arttırılması, yetişkinler için halk eğitimi ve çıraklık eğitimi benzer biçimde programlarla gece kursları, dinlence kursları düzenlemek, kursları başarıyla tamamlayanlara sertifika vermek, anadilini iyi düzeyde bilenlere, iki dilde hizmet verebilenlere ek ücret yada bazı ayrıcalıklar sağlayarak özendirmek, bilhassa diplomatik, gezinsel ve ticari hizmetlerde Adıǵece bilenler için kadrolar açmak, 24 saat gösterim meydana getiren kaliteli, çekici ve öğretici radyo, tv. yayınları vb. benzer biçimde…
7. Bir taraftan devletin bu ve benzeri olanaklar hazırlamasını usulüne ve yordamına uygun, etkili ve ısrarlı halde talep ederken öte taraftan da devletin hiçbir hak ve olanak tanımaması halinde dahi anadilin korunması ve yaşatılması mevzusunda iradeli, ısrarlı ve dirençli olmak gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, “bir dilin yok olması, konuşanların azlığından değil, bilenlerin konuşmamasındandır”. Evde, sokakta, dernekte, işte, parkta, bahçede, her fırsatta bildiğimiz kadarıyla anadilimizi konuşursak, ona her gün bilmediğimiz bir iki kelime, cümle ekleyebilirsek hem asgari seviyede de olsa görevimizi yapmış hem de anadilimizin yok olmaktan kurtarılmasına mühim seviyede katkıda bulunmuş oluruz.

8. Anavatanda Kiril harflerine dayalı iki ayrı alfabe kullanılması, geride bıraktığımız yüzyılın parçalayıp yok etmeye dayanan insanlık dışı politikalarından kaynaklanmış olabilir. Ne var ki, aynı halkın, aynı vatanın iki parçasında bırakılmış iki kesiminin iki ayrı alfabe kullanımı, birinde yazılan bir metnin diğerinde eğitim gören biri tarafınca rahatça okunup anlaşılamaması, uluslaşma sürecimizin önündeki en mühim engellerden biri olduğu benzer biçimde, diaspora Adıǵelerine de moral ve motivasyon vermeyen negatif bir uygulamadır. Bu iki alfabenin birkaç senelik bir süre dilimi içiresinde birleştirilmesi hedeflenmeli, bunun için Cumhurbaşkanı dahil tüm yöneticilerimize etkili halde talepler yöneltmeliyiz.

9. Diaspora vatanlarında okullara, kurslara çekebildiğimiz insanlarımıza anavatandaki kiril temelli alfabelerle orada üretilen eğitim materyalleri ve edebiyat ürünleriyle ulaşabiliriz ve ulaşmalıyız. Ne var ki, Türkiye’de yaşayan 5 milyon civarında olduğu kabul edilen Adıǵe nüfusunun anadilini tam olarak unutmadığı kabul edilen bir milyon civarındaki insanımıza anadille ulaşmak ve anadilini bilmeyen fakat öğrenmek isteyen kesimlere de anadillerini öğrenme olanağı sağlamak zorundayız. Bunun için Türkçe-Latin harflerine dayalı bir alfabe kullanmanın yararlı olacağı, insanlarımızın dillerini öğrenmelerine, bilenlerin de günlük yaşamda kullanmalarına ve unutmamalarına katkısı olacak her olanağı değerlendirmemiz gerekir. Ne var ki, Türkiye’de kullanabileceğimiz Türkçe-Latin Temelli Ortak Adıǵe Alfabesinin tüm kurumlarımızın ortaklaşa iş ve desteğiyle oluşturulmasında ve kullanılmasında büyük yarar vardır.
10. Adıǵe Dil Derneği tarafınca anadilimizin web ortamında derlenmesi, sistematize edilmesi ve öğretilmesi amacıyla yürütülen emek harcamalar takdir edilmektedir. Sadece burada kullanılan alfabenin bazı yazım ve işaretler içermesi kullanmada zorluklar yaratmakta olduğu bazı konuşmacılar tarafınca dile getirilmiş ise de, seçilen alfabe türünün “fonetik” “tek ses, tek simge “ esasına dayandığı ve programlama diline uygun olduğu değerlendirilmiştir.
11. Bundan sonrasında yapılacak benzer bilimsel toplantı, konuşma, seminer yada çalıştaylarda daha dar kapsamlı spesifik bir mevzuya odaklanılması, mevzunun derinliğine tartışılarak ortak bir sonuca ulaşılması hedeflenmelidir. Aksi takdirde problemler mütevazi dile getirilmekte, kati netice alınamamakta ve çözülememektedir.

12. Programın ana dilimizin geliştirilmesine yönelik olarak anavatan ile ilişkiler ve materyal paylaşımı başlığı altında meydana getirilen oturumda Adigey Toplumsal Bilimler Enstitüsü Başkanı Sayın Prof.Dr. Bırsır Batirbiy tarafınca anavatan olarak her türlü desteğe hazır oldukları belirtilmiş ve Adıǵe Dil Derneği anavatana çağrı edilmiştir.

13. Bu vesile ile sempozyumu düzenleyen Adıǵe Dil Derneği’ne, tüm katılımcılara, bu mevzuda ortaklaşa iş meydana getiren Avrupa Birliği’ne teşekkür ederiz.

ADIǴE DİL DERNEĞİ

Konuşmacı katılımcılar:

Adigey Ünv.Toplumsal Bilimler Araştırma Enstitüsü Müdürü/Dil Bilim Prof.Dr.Bırsır BATİRBİY
ADDER Hollanda Temsilcisi Fathi RADCAP
Amman Alman Ünv.Öğrt.Görevlisi Dr. Kemal JALUKHO
ÇERFED Bşk.Dr.Nusret BAŞ
ÇERKAD Bşk.Prof.Dr.Günseli ŞURDUM
ADDER Başkanı Ali İhsan TARI
ADDER Bşk.Yrd.Yılmaz DÖNMEZ
ADDER Dil Komisyonu Üyesi Mustafa SAADET
ADDER Dil Komisyonu Üyesi Şevki ERCAN
Sakarya Ünv.Doç.Dr.Fetih edilmesi GÜNGÖR
Nalçik Toplumsal Bilimler Enstitüsünden Araştırma Görevlisi Fahri HUVAJ
KBC İnsan Hakları Başkanı Valeriy HATEJIKHUE
ADDER Dil Komisyonu Üyesi Cihat ULUS
Nalçik Ünv.Öğretim Görevlisi Azamat DZAGASHTOV
Nalçik Ünv.Öğretim Görevlisi Marina CHILOVA
Nalçik TV.Programcısı Mızova ZALİNA
ADDER Dil Komisyonu Üyesi Faruk ARSLANDOK
Düzce Ünv.Prof.Dr.Mira KHACHEMİZOVA
Nalçik Ünv.Öğrt.Gör.Musadin KARDANOV
Erciyes Ünv.Dç.Dr.Albek ABAZOV
Düzce Ünv.Yrd.Doç.Dr.Fetih edilmesi ALTIN
Düzce Ünv.Doç.Dr.Ruzana DOLEVA
Düzce Ünv.Doç.Dr. Susana SHKHALAKHOVA
ADDER Dil Komisyonu Cemil ÜLKER
Ürdünden Dr. Muhammed HUVAJ
Nalçik Ünv.Öğretim Görevlisi Doç.Dr.Unetlekuo VYEÇESLAV
Sosyolog Nezar Hamit YÜKSEL
Dr.Umut DİNÇER
Kafar-kama Belediye Başkanı Zekeriya NAPSO
Nalçikten Araştırmacı-Yazar Abaza İBRAHİM
ADDER Dil Komisyonu Üyesi Saim Sezgin
Program Sunucusu Adigey Radyosu Spikeri Susana GUCHETLKOMİSYON
Fahri Huvaj – Yılmaz Dönmez – Ahmet Cevat Benk – İbrahim Abaze

Related Articles

Yorum bırakın