Ana sayfa Tarih Doğu Akdeniz’deki Çerkesler

Doğu Akdeniz’deki Çerkesler

tarafınfan adige

Yukarıda bahsi geçen ilanı duvar afişlerinde ve gazetede ilk gördüğümde çok
heyecanlanmış aynı zamanda da çok üzülmüştüm. Heyecanlanmıştım çünkü,
yaşadığım ülkenin demokratikleşme sürecinde geldiği zirveyi görebiliyordum.
Üzülmüştüm çünkü, bazı diller için çok geç kalınmıştı. Bazıları için ise kalınmak
üzeredir.
Türkiye’de farklı diller deyince akla ilk önce Kürtçe’nin geldiği bir zamanda,
ölü diller listesinde yerini alan Ubıhca’yı pek kimsenin bilememesini normal
karşılarım. Fakat Çerkesleri duymayan, bilmeyen yoktur. Çerkesler deyince de ilk
akla ‘Çerkes tavuğu’, ‘güzel Çerkes kızları’, ‘Çerkes Ethem’ ve bir de bale ve
akrobasi karışımı izlenimi veren dansları akla gelir. Bütün bu akla gelenlerin, bir
tarihin, bir kültürün, bir dilin kısaca bir toplumun ürünü olduğu hiç kimsenin
aklına gelmez.
Yer yüzünden bir böcek türü dahi kaybolsa; bir tür tükense üzülürüm.
Kelaynakların sayısının neredeyse parmaklarımın sayısı kadar olduğunu ilk
öğrendiğim çocukluk yıllarımda bana ne kadar üzücü gelmişti. Birkaç kelaynak
kuşu elde edip, onları besleyip büyütmeyi yani korumayı düşünmüştüm içimden.
Ya bir dil, bir kültür nasıl yetişiyor dersiniz? O dilin, kültürün yeryüzünde
görülmesi için kaç bin yılların geçmesi gerekti? Ya da kaç bin insanın
deneyiminden süzülmeliydi?
Nasıl ki, türü tükenmiş bir böcek doğanın kaybı ise, yeryüzünden silinmiş bir
dil, bir kültür de insanlığın kaybıdır, aynı zamanda ayıbıdır!
Hürriyet ya da özgürlük ‘insanlık’ kavramlarıdır. Acaba Ubıhca, ölü diller
listesine girince insanlık ne kazandı? Ya da insanlık ne kadar özgürlük üretebildi?
Evet, bir dili daha öldürdük diye kim sevinebilir? Eğer seviniyorlarsa bunlar nasıl
insandırlar?
Toplumlar, dilleri, kültürleri ile varlık kazanır, insanlar da özgürlüklerini
dilleri ile ifade ederler. Bunun için Heidegger şöyle der: “Dil varlığın evidir”.
Tarih içerisinde farklı isimlerle adlandırılsalar da Çerkesler, insanlık
tarihinin bilinen en eski halklarındandır. Özgürlüklerine düşkünlüklerinden dolayı
da anayurtları Çerkesya’dan (Kuzey Kafkasya’dan) dünyanın dört bir yanına
katliam gibi bir sürgüne uğratılmışlardır. Fakat yüzyıllarca verdikleri bu özgürlük
4
savaşlarını dil ve kültürleri asimile olmak suretiyle kaybedebilirler. İşte bu yüzden
bu çalışma bir insanlık ayıbının daha oluşmasına karşı verilmiş bir çaba olarak
değerlendirilebilir.
Bu çalışmada birçok insanın emeği geçti. Özellikle anketörler, sahadan veri
toplarken özveri ile çalıştılar; çalışırken de büyük heyecan duydular ve anket
yapmayı kendilerine bir iş edindiler. Onlar o kadar çoktular ki, onların isimlerini
buraya sığdırmak mümkün değildir. Hepinize teşekkür ederim.

Related Articles

Yorum bırakın