Ana sayfa Kafkasya Haberleri AVRUPA VE DÜNYA UKRAYNA TESTİNİ NASIL GEÇİYOR?

AVRUPA VE DÜNYA UKRAYNA TESTİNİ NASIL GEÇİYOR?

tarafınfan adige

Birkaç yıl ilkin bazı arkadaşlarla beraber Maginot Hattı’na bir geziye gittik.
Bilmeyenler için: 1929’dan 1940’a kadar Almanya sınırında inşa edilmiş bir Fransız tahkimat sistemidir. Tahkimatların toplam uzunluğu ortalama 400 kilometre idi. Yapıda 70 sığınak, 500 topçu ve piyade birliği, 500 kazamat, sığınaklar ve gözlem noktaları bulunuyordu. Fransa hattı inşa etmek için birkaç milyar frank harcadı ve Almanlarla cenk durumunda ülkeyi korumayı amaçlıyordu.
Maginot hakikaten bir izlenim bırakıyor. Sonsuz tünellerde dolaşarak birkaç saat geçirmenin garip olduğu bir yeraltı şehri. Hastane ve mutfak var. Bugün için bile her şey fazlaca iyi düşünülmüş ve çağıl görünüyor.
Aslına bakarsan müze çıkışında arkadaşlarımı beklerken ziyaretçi izlenimleri kitabını okumaya karar verdim. Fransızca, İngilizce ve Almanca yüzlerce yorumdan biri gözüme çarptı:
“Biz Rusuz, biz Rusuz, biz Rusuz. Dizlerimizin üstünden kalkacağız. Rusya uber alles”.
Ülkemde on altı gündür devam eden cenk bana bu vakası hatırlattı, şu sebeple şu anda olanlar için daha iyi bir benzetme bulmak zor.
Hayır, yalnız Ukrayna’da değil, dünyada.
Burada bazı tarihsel arka plana bakalım. Milyarlarca frank harcanmasına ve Maginot Hattı projesinin karmaşıklığına karşın, Alman işgalini durduramadı. Haziran 1940’ta Alman birlikleri sınırı geçerek Fransa’nın geri kalanını ele geçirmeyi başardı. Kalenin birçok askeri ateşkesten sonrasında teslim oldu. Beyaz bayrak çektiler.
Bu kadar fazlaca kaynağa gereksinim duyan müdafa sisteminin aslına bakarsak bir feyk olduğu ortaya çıktı. Ve orası şimdi yalnız bir müze.
Aynı şey, sözü daha çok uzatmadan İkinci Dünya Savaşı’ndan sonrasında tüm çağdaş dünyanın inşa etmiş olduğu toplu güvenlik sistemi hakkında bugün de söylenebilir.
Bunun için milyarlarca dolar ve insan deposu harcandı. Fakat bugün Avrupa’da geniş çaplı bir cenk yürütülüyorken bunun anlamı nedir? Bu cenk şu anda NATO ve Avrupa Birliği sınırlarında yaşanıyor. Çağdaş dünya, sadece gerçek felaketi görünce, derin bir endişeden eyleme geçti.
Fakat tek başına bu kafi değil.
Avrupa’daki cenk aslına bakarsak 24 Şubat 2022’de başlamadı.
Şubat 2014’te, Kırım şehirlerinde “yeşil adamlar” ortaya çıktığında başladı. O süre bile BM’nin işlevsiz bir bürokratik makineye dönüştüğü ve Güvenlik Konseyi’nin reformuna gereksinim duyulduğu açıktı. Bu tarafsızlık ve “güvenlik garantilerinin” imzalanması, bölgenizin bir kısmının basitçe çalınabileceği gerçeğiyle sonuçlanmakta.
Çağdaş dünyanın, netice çıkarmak için, Kırım’ın ilhak edilmesinden itibaren sekiz tam yılı vardı. Fakat yapmadılar.

yüzyıl tarihinin verdiği dersler, insanların tekrardan Büyük Savaşın sıcağına girmemesi için kafi değildi.

Senelerdir Rusların akıl karıştıran propagandasına dünya tahammül etti; Russia Today kanalı Avrupa vatanlarında son dakikaya kadar çalışıyordu.
Son dakikaya kadar Almanya, Şimal Akımı’nın nihayet inşa edilip denize açılacağı gerçeğine güveniyordu.
Ve kuşkusuz, bazı gayri resmi görüşmelerde Avrupalı ​​diplomatlar ve yetkililer bizlere Kırım’ı unutmamızı söylediler, şu sebeple “Putin asla geri vermeyecek”ti.
Daha bir ay ilkin Alman generalleri, içinde ne olduğu ondan sonra kamuoyuyla paylaşılan kapalı toplantılarda bu mevzuyu konuştular. Ben de şaşırdım; 30 yıl ilkin Berlin Duvarı ile bölünen ülkede iyi mi bu şekilde konuşabiliyorlardı; bu ülkenin insanları bu ayrılığı ve sevdiklerini görememeyi yaşamıştı? Niçin hepimizin bu kadar zayıf bir hafızası var?
Bu soruların cevaplarını bulmak zor. Batı’nın nihayet Ukrayna üstündeki gökyüzünü kapatacağı umudu sürerken.
Yapmayacaklar, şu sebeple bunun çatışmanın tırmanmasına yol açacağından korkuyorlar.
Tıpkı sekiz yıl ilkin Kırım’ın ilhakından sonrasında büyük bir savaşın patlak vermesinden korktuğumuz benzer biçimde. Diplomatik güçlerin, Sovyet imparatorluğunu geri getirme fikirleriyle büyülenen, o imparatorluğu dizlerinden ve küllerinden kaldırmaya kabul eden canavarla savaşmak için kafi olacağını zannediyorlar.
Fakat cenk başladı ve devam ediyor. Ve şu anda yalnız ülkemi değil, insanlığın yarattığı her şeyi “tekrar asla” olmasını engellemek için parçalıyor.
Ve Putin ve Rusya şimdi durdurulmazsa, “tekrar asla” kesinlikle olmayacak. Bu yalnız bir süre meselesi. Üstelik en yakın süre.
Mevcut harpte Avrupa ve dünya Ukraynalılarla beraber bir kıymet sınavına giriyor.
Avrupa, Başkan Zelenskyi’yi ve tüm Ukraynalıları ayakta alkışlıyor ve onların cesaretinden esin alıyor. Sadece hem de Avrupa, savaştan ziyan olmuş bir ülkeyi Avrupa topluluğuna kabul etme cesaretinden yoksundur. Gelişiminin zamanı aşamasında, Avrupa değerlerini benimsemiş bir ülke bunun için her gün büyük bir karşılık ödüyor.
Genç demokrasimizin birçok problemi olduğu doğru: yolsuzluk, uzun vadeli bir strateji eksikliği, sonucunda fakiriz. Kimsenin tüm bunlarla uğraşmak istemediği açık. Fakat şu anda, 1939-1944’teki savaşın harap etmiş olduğu Avrupa’ya ne işe yaradığını hatırlıyor musunuz? Birkaç nesil Avrupalı ​​ne güçlüklerden geçmek mecburiyetinde bırakıldı?
Büyük fiil zamanı dün başladı.
Fakat hala bir şansımız var. Internasyonal anlaşmalar, tüzükler ve güvenlik sistemleri emek harcamayı bıraktığında, değerlere odaklanmak zorundayız. İyi ve fena bağlamında, zamansız ve tamamen anlaşılabilirler.
Bir de çocuk hastanelerine, doğum hastanelerine, yerleşim yerlerine bombalar düştüğünde her şey berraklaşıyor.
Savaşın ikinci gününde, sonunda ayrılmak zorunda kaldığım savaşın vurmuş olduğu Kiev’deyken, kişiliği hala aklımda olan bir çocukla tanıştım.
Anası ve köpeğiyle beraber evimizin sığınağında saklanıyordu. Elinde dijital bir piyano tutuyordu, öteki melodiler içinde her 2-3 dakikada bir, Beethoven’ın Neşeye Ode’si ile sığınağımızın sessizliğini bozuyordu.
Acı çeken besteci en meşhur eserini 1823’te yazdı. Uzun senelerdir Joy’u tasvir etmeyi hayal ediyordu.
Luk, Beethoven’ın hayatında fazlaca bolca olan üzüntü ve kederin zaferi olarak. Ve kim bilir, bestecinin maruz kalmış olduğu denemelerin sayısı olmasaydı, kim bilir dünya bu şaheseri asla duyamayacaktı.
Şimdi, bugün savaşın harap etmiş olduğu güzel devletimizde, yıkılmış, tecavüze uğramış, harap kent ve kasabalarda Neşeye Ode’nin çaldığını hayal ediyorum.
Tüm bu sınavlardan büyük bir haysiyetle geçecek olan barışçıl Ukrayna’da.
————————
Sevgil Musayeva, Ukrayna Pravda, 12 Mart 2022
Kaynak: www.pravda.com.ua/eng/columns/2022/03/12/7330762/

Related Articles

Yorum bırakın